Gebelik & Doğum 

ERKEN GEBELİK KAYIPLARI

 01 Ekim 2014

 “Gebelik Kayıpları” hangi safhada olursa olsun oldukça sıkıntılı, aileleri ve hekimi üzen bir sorundur. Gebelik kayıplarının pek çok farklı tipi olabilir. Bunlar içerisinde düşükler önemli yer taşımaktadır.

Öncelikle “Düşük” ne demektir, ne kadar sıktır?

20. gebelik haftasından önceki gebelik kayıplarına düşük adını veriyoruz. Yapılan araştırmalara göre gebeliklerin %30 kadarı düşük ile sonuçlanıyor, ancak bunların çoğu klinik olarak gebelik tanısı henüz konulmadan söz konusu oluyor. Henüz gebeliğin kinik olarak tanınamadığı bu gebeliklere “biyokimyasal gebelik” adı veriliyor. Biyokimyasal gebeliklerde sadece kan veya idrarda yapılan gebelik testleri gebeliği göstermesine karşın klinik muayene veya ultrason incelemesi ile gebelik saptanamadan kaybediliyor. Gebeliğin klinik olarak saptanmasından sonra olan kayıplar kadınlarda yaklaşık %15 civarında görülüyor. Bir başka istatistiksel bilgi olarak şu söylenebilir; yaşam boyunca olarak bir kadının “düşük” yapma riski 1/4 olarak bildirilmektedir.

Erken gebelik kayıpları veya erken düşükler ne demektir?

Gebeliğin 13. haftasından önce olan gebelik kayıplarına erken gebelik kayıpları adını veriyoruz. Kısaca, gebeliğin ilk 3 ayında olan gebelik kayıplarıdır.

Erken gebelik kayıpları ne kadar sıktır?

Düşüklerin, yani 20. Gebelik haftasından önce olan gebelik kayıplarının %80’i erken dönemde yani gebeliğin ilk 3 ayında olmaktadır.

Erken gebelik kayıplarının nedenleri neler olabilir?

Erken gebelik kayıplarının %50’sinde neden kromozomal bir problemdir. Normalde 46 kromozom yapısına sahip olunması gerektiği halde, bazı fetüslerde kromozomların sayıca veya yapısal farklılıkları düşüğe yol açabilir. Bu durum ebeveynler normal olsa da embriyonun oluşumu sırasında meydana gelebilir. Bu tür genetik problemler anne adayının yaşının ilerlemesi ile daha fazla görülmektedir, yani 40 yaşındaki kadının genetik nedenli fetal kayıp yaşaması riski, 25 yaşındaki kadının genetik nedenli fetal kayıp yaşaması riskine göre çok daha yüksektir.

Anne adayındaki bazı hastalıklar düşüğe neden olabilir. Bu hastalıklar içinde özellikle kontrolsüz (tedavi altında olmayan) tiroit sorunları, kontrolsüz şeker hastalığı, bazı enfeksiyonlar, bazı ilaçlar, mesleksel olarak kimyasal madde, radyasyon veya anestezik gaz maruziyeti düşüğe neden olabilmektedir.

Genel olarak tek bir gebelik kaybı, anne-baba adayının testlerini gerektirmemektedir.

Bir de bazı durumlar toplumda yanlış olarak düşüğe neden olur diye bilinmekte, bunları hatırlatabilir misiniz?

Elbette. Örneğin yürüyüş, egzersizler, cinsel aktivite, yolculuk, yukarı doğru uzanma, araba kullanma gibi durumlar toplumda “düşüğe neden olabilir” diye düşünülen yanlış bilgilerdir.

Düşük tehlikesinin en önemli klinik belirtisi nedir?

Düşük tehlikesinin belirtisi olarak en sık kanama ve kasık ağrısı görülmektedir.

Gebeliğin erken döneminde olan her kanama düşük tehlikesi midir?

Hayır. Her ne kadar çok fazla kanamalar düşük riski anlamı taşısa da hafif lekelenmelerin düşük riski anlamına gelmediği düşünülmektedir. Ancak yine de gebelikte olan her kanama, hekim kontrolünü gerektiren bir durumdur. Kanaması olan olgularda ultrason ile olarak fetal kalp aktivitesinin varlığı da riskin ön görülmesi anlamında değer taşır; kanaması olan olgularda fetal kalp aktivitesinin varlığı düşük riskini %10 oranında azaltır.

 

Gebelerde bir de tekrar eden gebelik kayıpları, düşükler de söz konusu olabiliyor. Dilerseniz biraz da bu konuya değinelim. Tekrarlayan gebelik kayıpları ne demektir?

Gebeliğin 20. Haftasından (5.ay) önce 3 veya daha fazla gebelik kaybı olması durumuna tekrarlayan gebelik kaybı adını veriyoruz. Bu tanım içine biyokimyasal gebelikler girmemektedir. Tekrarlayan gebelik kayıpları yaklaşık %1-2 civarında görlmektedir.  Rakamsal verilere göre, daha önce doğum yapmamış kadınlardan 2 düşük yapanlarda bir sonraki gebeliğin düşük olma olasılığı %30, 3 düşük yapanlarda bir sonraki gebeliğin düşük olma olasılığı %33 olarak bildirilmektedir. Bazı gebeler ise maalesef çok daha fazla sayıda gebelik kaybı yaşayabilmektedir. Tekrarlayan gebelik kaybı yaşanması durumunda incelemeler yapılması gerekmektedir.

Tekrarlayan gebelik kayıplarında neden neler olabilir?

Tekrarlayan gebelik kaybı yaşayan çiftlerde mutlaka araştırma yapılmalıdır. Nedenler arasında ebeveynlerde kromozom bozuklukları (ebeveynlerde kromozomların yapısal bozuklukları, bazı tek gen hastalıkları vb) , rahimdeki bazı problemler (doğuştan rahim bozuklukları, miyomlar vb), tedavi edilmemiş tiroit sorunları, kontrolsüz şeker hastalığı, bağışıklık sistemi ile ilgili “antifosolipid sendrom” adı verilen hastalık, diğer bazı hastalıklar bağışıklık sistemi hastalıkları tekrarlayan gebelik kaybına neden olabilir. Ancak, araştırmalar yapılsa da % 50 civarında olguda herhangi bir neden bulunamaz.

Tekrarlayan gebelik kaybı olan kişilerde tedavi için neler yapılabilir?

Öncelikle bu kişilere, sonraki gebeliklerinin %60-80 sağlıklı bebek ile sonuçlanacağı bilgisini vermek uygun olacaktır. Kişinin kendisine düşeni önce yapması beklenir, bir başka deyişle eğer sigara içiyorsa sigara içmeyi bırakmalı, kafein tüketimini azaltmalı, alkol almamalı, egzersiz ile kilo kontrolü sağlanmalıdır. Bunun dışında eğer araştırmalar sonucu altta yatan bir neden varsa nedene yönelik tedavi uygulanır.

Elbette hepimiz sağlıklı gebelikler ve sağlıklı nesiller olmasını diliyoruz. Herkese sağlıklı mutlu günler dileğimizle

 

Prof. Dr. Ümit İNCEBOZ

Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı / İRENBE

umitinceboz@irenbe.com