Başarı Öyküleri 

MİNİK AMA GÜÇLÜ KARDAN BEBEĞİM

 26 Temmuz 2017

Sevgili Selda hanımın hikayesi diğer annelerimizden biraz farklı. Oğlu Ömer Kaan’a kavuşmak için yıllarca sabırla mücadele etmiş. Hayal kırıklıkları, gözyaşları, her defasında tam yaklaştım derken hüsranla sonuçlanan  3 gebelik kaybı… Ve sonra karanlığın ardından güneş gibi doğan mucize çocuk Ömer Kaan… Ömer Kaan dondurulmuş tek embriyo ile hayata tutunan bir kardan bebek… Annesini yıllarca beklettiği için gelmek için sabırsız davranan minik adam 27+4 haftalık prematüre doğdu. Yoğun bakımda ki yaşam mücadelesinin ardından kocaman yüreği ile hayata tutunmayı başardı. 

 

ANNELİK NASIL BİR DUYGU

Anne olmak bir mucizeyi yaşamaktır. Anne olmasaydım annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım. ‘Bir çocuk doğduğu anda bir anne doğarmış’ cümlesinin doğruluğuna inanmayacaktım. Oğlum olmasaydı eğer ben asla anne olmayacaktım. Annelik kısaca anlatılmak istenirse sanırım böyle bir şey. Ama anneliği anlatmaya ne kağıtlar yeter ne de bitmeyen kalemler... Bir kadın olarak anneliği yaşama şansımız olduğu için mutluyum, keşke anneler ölümsüz olsa…

ÇOCUĞUNUZU KUCAĞINIZA İLK ALDIĞINIZDA NELER HİSSETTİNİZ?

Ömer Kaan maalesef ki sabırsız bir bebekti ve 27+4 haftalık prematüre doğdu. O kadar uzun zamandır onu beklemiştik ki kavuşmamıza az bir zaman kala bu sefer de yoğun bakım sürecimiz başladı. Haftada bir gün sadece benim 1-2 dakika görme şansım oluyordu ki bu bile bir anne için en büyük mutluluktu galiba. 47 günlük yoğun bakım sürecimizden sonra bir gün hastaneden gelen o telefonla dünyalar bizim oldu. Aceleci oğlumuz taburcu oluyordu çok şükür. Manisa’dan İzmir’e kadar geçen o yolculuk nasıl geçti hatırlamıyorum. Heyecan, korku gibi karmaşık duygular içinde sonunda yoğun bakımın önünde heyecanlı bekleyiş… Beni içeri alıp,  ilk emzirme eğitimi vereceklerini anlattılar. Odaya girdiğimde hemşire hanım kucağıma minicik bir şey verdi. Kıyafetleri içinde kaybolmuş bir minik adam. O an ki duygu gerçekten tarifsiz, kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu ve artık annenin güvenli kolları arasındasın benim minik bebeğim diyebildim sadece…

ANNELİK SİZE NELER KATTI?

Annelik bana bu hayatta her zorlukla daha da mücadele etmeyi daha da güçlü olmayı öğretti. Etrafınızdaki insanlar sizi anne olmanın ve bebek bakımının zorluklarından bahsederek korkutsalar da siz ısrarla bu heyecanı yaşamak istiyorsunuz işte. Bu da galiba anne olmanın kişiye vereceği güçten kaynaklanıyor. Zor bir hamilelik ve lohusalık dönemi geçirdim. Ömer Kaan’ın erken doğması ve yoğun bakım süreci beni fazlasıyla üzse de bir gün ona kavuşacağım günü düşünerek daha da güçlendim. O minicik bedeniyle orada yaşam savaşı veriyorsa, benim ondan daha da güçlü olmam gerekliydi ve onun sayesinde hayata daha da sıkı sarılmayı öğrendim. Prematüre bebek bakımı zor bir süreç. Bu süre zarfında ebe hemşire olmama rağmen, bebek bakımı konusunda çokça araştırma yaparak, bilmediğim konuları da öğrenmiş oldum. Bebeğimin sayesinde evde kimyasal deterjanlar kullanmak yerine sirke ve karbonat gibi doğal ürünlerle de temizlik yapılabileceğini öğrendim. Ve yine onun sayesinde belki bilmediğim çok şey öğrendim. Ömer Kaan sabırsız bir bebekti ama en güzeli de onunla sabırlı olmayı öğrendim…

 

BİRLİKTE EN ÇOK NE YAPMAYI SEVERSİNİZ, GÜNLERİNİZ NASIL GEÇİYOR?

Tabi ki her çocuk gibi Ömer Kaan da oyun oynamayı çok seviyor. Oyunun ne olduğu önemli değil yeter ki birisi onunla ilgilensin. Ama çok çabuk da sıkılıyor. Hep değişik ve ilgi çekici şeylerle uğraşmak istiyor. Biraz fazla hareketliyiz galiba sadece uyuduğu zaman yerinde sabit duruyor. Genelde en büyük zevkimiz park kaykaylar salıncaklar arabalar sabahtan akşama oynasak da doymuyor ve buna rağmen eve ağlayarak döndüğümüz günler oluyor. Ve arabalar fazlasıyla ilgisini çekiyor oyuncak yada gerçek hiç önemli değil.

ANNE OLMADAN ÖNCEKİ HAYATINIZLA SONRASI ARASINDA NE GİBİ FARKLAR VAR?

İnanılmaz fark yaşanıyor diyebilirim. Bir insanın hayatı evet çocuk olunca değişiyormuş. Monoton bir hayattan tamamen hareketli, her günü koşuşturma içinde geçen bir hayatın içinde buluyorsun kendini. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun. O varsa artık hayatında; her düzenini, yaşam şeklini, sosyal hayatını, yemeğini, arkadaş çevreni bazen iş hayatını vs hepsini ona göre ayarlamak zorundasın. Evet, çocuklarımız aslında hayatlarımızı yönlendiriyor bazen farkında olmasak da.

MİNİK AMA GÜÇLÜ KARDAN BEBEĞİM

Ömer Kaan benim 4.gebeliğimdi. Belki de son umudum diyebilirim. İlk gebeliğim dış gebelikti ve açık batın ameliyatı ile iç kanama geçirerek sonlandırılan bir gebelik. 1 yıl hamile kalmamam gerektiği söylendi. Sol tüp yırtıldığı için kapatıldı ve tek tüp ile hamile kalma şansımda azaldı tabi ki. İkinci gebeliğim normal yolla kaldığım bir gebelikti. 8 haftalık kalp atışlarının durması üzerine bu gebelik de sonlandırıldı. Bu gebelik sonrası hamile kalma sürem 3 yıl kadar uzayınca tüp bebek yaptırmaya karar verdik. Başka bir merkezde yaptırmış olduğumuz tüp bebeğimiz tutmuştu ve sorunsuz bir hamilelik süreci geçirirken bir sabah kanama ile hastaneye yattık. 22 haftalık olan gebelik rahim ağzının açılması üzerine suyun azalması sonucu sonlandırıldı. Artık iyice umudumu kaybetmiştim. Ona bu kadar yaklaşmışken onu yine kucağıma alamadan kaybetmek bir annenin yaşayabileceği en zor tablo olsa gerek. Sonuç yine hüsran… İrenbe ile tanışmamız birlikte çalıştığımız bir doktorumuzun tavsiyesi üzerine oldu. İlk randevumuzu aldık ve yine zahmetli bir süreç bizi bekliyordu. Şuan İrenbe bünyesinde çalışmayan bir doktor hanımla başladık ilk tedavimize. Yoğun bir tedavinin ardından ilk transferimiz gerçekleşti. Fakat sonuç yine negatif… Artık şaşırmıyordum olumsuz sonuçlara. Bir süre tedaviye ara vermeyi istedik. 2 yıl aradan sonra bir gün kendisiyle çalışma fırsatım da olan hocam Prof. Dr. Ümit İnceboz’ un İrenbe’ de çalışmaya başladığını öğrendim. O gün benden mutlusu yoktu. Hemen randevumuzu aldık ve tedaviye başladık. Önceden dondurulmuş olan bir tane embriyomuzun kaldığını birazda üzülerek öğrendik. Tek olması galiba biraz umutsuz olmamıza sebep oldu. Hocam, güzel insan ‘’Seldacım bize zaten bir tane canlı hücre yetiyor’’ cümlesiyle o kadar mutlu oldum ki anlatamam… O an hissettim sanki onun varlığını ve tutunacağını. Bir doktorun hastasına yaklaşımı o kadar önemli ki bunu doktoruma inanarak bire bir yaşamış oldum. Doktorum bu süreçte bana o kadar destek oldu ki bir kadın doğumcu değil de benim her derdimi dinleyen ve hep destek olan bir psikolog gibi beni hep rahatlattı. Ümit hanım artık ailemizin bir üyesi gibiydi. O güveni, o samimiyeti o kadar hissettirdi ki bize bu sürecin sonunun da mutlu biteceğinden artık emindik. Ve sonuç pozitif… Anlatılmaz tarif edilemez bir duygu. Bu güzel haberi ilk paylaştığım kişi canım doktorum, Hocam Prof. Dr. Ümit İnceboz. Rabbim seni hep güzellik ve iyiliklerle karşılaştırsın.

Tabi ki bu hamileliğimde de bir sürpriz beklemiyordum desem yalan olur. 27+4 haftalık 1230 gr ile doğan aceleci kardan bebek. 47 günlük yeni doğan yoğun bakım sürecinden sonra 1940 gr ile taburcu oldu. Sonunda rabbim bana da anneliği nasip etti. Seni ilk kucağıma aldığım günü hiç unutmayacağım…

 

 

İLGİLİ YAZILAR

Nilay ve Osman Tosun çiftiinin Deniz\'e kavuşm
Elven ve Erkan çifti ve ikizlerinin öyküsü...
-196 °C\'dan Hayata Merhaba
Tüp Bebek Laboratuvarından Merak Ettikleriniz