Tüp Bebek Başarı Öyküleri 

Sabretti, istedi, vazgeçmedi.

 23 Aralık 2013
O Şimdi İkiz Bebek Annesi. Birgül Meslioğlu'nun öyküsü...

“Sabretti, Vazgeçmedi, İstedi.” O ŞİMDİ İKİZ BEBEK ANNESİ

Birgül Meslioğlu... 22 yaşında evlendi, 27 yaşında tüp bebek yöntemi ile ikiz çocuk sahibi oldu. Tam dört yıl mücadele verdi. İki kez denemesine rağmen yılmadı ve üçüncüsünde mutlu sona ulaştı.

Birgül – Kenan Meslioğlu çifti evlendikten iki sene sonra bir arkadaşlarının tavsiyesi ile İrenbe’nin kapısını çalar ve mutluluğa giden zorlu yolculuk başlar. Gelin biz hikayeyi, yaşadıklarını ışıl ışıl gözleriyle anlatan ve kimi zaman da (belki zor zamanları hatırladığından) dalıp giden Anne Meslioğlu’ndan dinleyelim;

  “Etrafımda tüp bebek tedavisi gören bir çok tanıdığım vardı ama kendi başıma gelene kadar bu tedavilerde nasıl bir süreç izlendiğini tam anlamıyla bilmiyordum. İlk denememde hamile kaldım. Üç ay çok dikkat ettim. Sonra her şeyi yapabilecek durumdaydım. Geziyordum, iş yapıyordum. Gebeliğim 21 haftalıktı. O zamana kadar hiçbir sorun yoktu. Ama 5 aylıkken erken doğum tehlikesi yaşadım. Ve maalesef durduramadık. Çok uğraştık, Bir hafta hastanede yattım ama durduramadık.”

Ya ikinci deneme?

 “İlk denemenin ardından uzunca bir süre tedavi gördüm. Bu kez de kistim çıktı. Dondurulmuş yumurtalarımla tedavi için uğraştığımız her defasında başka bir sağlık sorunum ile karşılaşıyorduk.”

 Bu arada psikolojiniz nasıldı?

 “Başından geçmeyen neler yaşadığımı bilemez. İnsanlar soru sordukça eski yaşadıklarımı hatırlayıp, daha da kötü oluyordum. İyi niyetle olsa da çok üzülüyordum, psikolojim daha da bozuluyordu”

İlk iki tüp bebeğin sonunda gebelik kaybı ile karşılaşmıştı Birgül Meslioğlu. Çok üzülmüştü. 4 yılda 3 tüp bebek ve 3 aşılama yaptı. İrenbe Ailesinin enerjisi ve güleryüzü ayakta tuttu onu. Birgül hanım, doktorunun yaklaşımını; tebüssüm ederek, “Bir insanın hiç mi kötü günü olmaz! Hep olumlu ve güleryüzlüydü.” sözleri ile anlatıyor.

Peki, üçüncü hamilelik nasıl geçti?

“Hamilelikte ilk 3 ay genel olarak iyiydim ama sonrası çok zordu. 15 günde bir İrenbe’ye gidiyordum. Gebeliğim çok zorlu geçti. 10 gün kayınvalidemin 10 gün annemin yanında kaldım, sürekli yattım ve hiçbir iş yapamadım. İlk 3 ayın sonunda rahim ağzına dikiş atıldı. Her ayın geçmesini bekliyordum erken doğum tehlikesi olduğu için. Ancak 4 aylık olunca yine kasılmalarım başladı. Ancak doktorlarımın sayesinde erken doğum önleyici tedavilerle kasılmaları durdurduk. Her geçen gün mutlu sona yaklaştığımızı hissediyor, sabrediyordum.”

Ve mutlu son: İkizler dünyaya geliyor...

“Çocuklarım 31 haftalık doğdu. Gayet sağlıklıydılar. İkiz oldukları halde kiloları da yerindeydi ama yine de bir süre kuvözde kaldılar. İsimleri Şerife ve Serdar. Şerife 14, Serdar ise 25. günde geldiler yanıma.”

Genel anlamda şöyle bir geriye dönüp baktığınızda, neler hissediyorsunuz?

“Artık zor günler geride kaldı. Hep iyi şeyleri düşünüyorum. Eşim her zaman yanımdaydı ve bana hep destek oldu. 6 ay boyunca hep yattım. Çok heyecanlıydım. Hastane ortamı çok güzeldi. Doktorlar, hemşireler, diğer personel... Hepsi o kadar iyiydi ki, vakit bir şekilde geçiyordu, heyecanım azalıyordu. Bir aile gibi olmuştuk. Ben orada beklerken kimse yanımdan gülümsemeden geçmiyordu, o insanların destekleri, gülümsemeleri olmasa belki de tedaviyi bırakırdım. Çünkü bu çok uzun bir süreç, uzun bir tedavi dönemi gerekiyor ve bu süreçte moral çok önemli oluyor. Eşimin ailesi de gelip giderken ve her konuda bana inanılmaz destek oldu. Olayın maddi yönü de var tabi. Kendi ailem ve eşimin ailesi en büyük destekçilerimizdi.”

Hiç tedaviyi bırakmayı düşündüğünüz zamanlar oldu mu? Umutsuzluğa kapıldığınız anlar yani...

“Acaba olacak mı, olmayacak mı?” düşüncesi moralimi çok bozuyordu. Sırf bu yüzden eşimin; “tedaviyi bırakalım” dediği zamanları ya da arkadaşlarımın; “başka hastaneye git” önerilerini hatırlıyorum. Hem doktorum hem de hastane personeli enerjimi hep yüksek tutuyordu. Bir kez olsun bile düşünmedim hastanemi değiştirmeyi veya tedaviyi bırakmayı.”

 

Ya ikinci deneme?

“İlk denemenin ardından uzunca bir süre tedavi gördüm. Bu kez de kistim çıktı. Dondurulmuş yumurtalarımla tedavi için uğraştığımız her defasında başka bir sağlık sorunum ile karşılaşıyorduk.”

Bu arada psikolojiniz nasıldı?

“Başından geçmeyen neler yaşadığımı bilemez. İnsanlar soru sordukça eski yaşadıklarımı hatırlayıp, daha da kötü oluyordum. İyi niyetle olsa da çok üzülüyordum, psikolojim daha da bozuluyordu”

İlk iki tüp bebeğin sonunda gebelik kaybı ile karşılaşmıştı Birgül Meslioğlu. Çok üzülmüştü. 4 yılda 3 tüp bebek ve 3 aşılama yaptı. İrenbe Ailesinin enerjisi ve güleryüzü ayakta tuttu onu. Birgül hanım, doktorunun yaklaşımını; tebüssüm ederek, “Bir insanın hiç mi kötü günü olmaz! Hep olumlu ve güleryüzlüydü.” sözleri ile anlatıyor.

Peki, üçüncü hamilelik nasıl geçti?

“Hamilelikte ilk 3 ay genel olarak iyiydim ama sonrası çok zordu. 15 günde bir İrenbe’ye gidiyordum. Gebeliğim çok zorlu geçti. 10 gün kayınvalidemin 10 gün annemin yanında kaldım, sürekli yattım ve hiçbir iş yapamadım. İlk 3 ayın sonunda rahim ağzına dikiş atıldı. Her ayın geçmesini bekliyordum erken doğum tehlikesi olduğu için. Ancak 4 aylık olunca yine kasılmalarım başladı. Ancak doktorlarımın sayesinde erken doğum önleyici tedavilerle kasılmaları durdurduk. Her geçen gün mutlu sona yaklaştığımızı hissediyor, sabrediyordum.”

Ve mutlu son: İkizler dünyaya geliyor...

“Çocuklarım 31 haftalık doğdu. Gayet sağlıklıydılar. İkiz oldukları halde kiloları da yerindeydi ama yine de bir süre kuvözde kaldılar. İsimleri Şerife ve Serdar. Şerife 14, Serdar ise 25. günde geldiler yanıma.”

Genel anlamda şöyle bir geriye dönüp baktığınızda, neler hissediyorsunuz?

“Artık zor günler geride kaldı. Hep iyi şeyleri düşünüyorum. Eşim her zaman yanımdaydı ve bana hep destek oldu. 6 ay boyunca hep yattım. Çok heyecanlıydım. Hastane ortamı çok güzeldi. Doktorlar, hemşireler, diğer personel... Hepsi o kadar iyiydi ki, vakit bir şekilde geçiyordu, heyecanım azalıyordu. Bir aile gibi olmuştuk. Ben orada beklerken kimse yanımdan gülümsemeden geçmiyordu, o insanların destekleri, gülümsemeleri olmasa belki de tedaviyi bırakırdım. Çünkü bu çok uzun bir süreç, uzun bir tedavi dönemi gerekiyor ve bu süreçte moral çok önemli oluyor. Eşimin ailesi de gelip giderken ve her konuda bana inanılmaz destek oldu. Olayın maddi yönü de var tabi. Kendi ailem ve eşimin ailesi en büyük destekçilerimizdi.”

Hiç tedaviyi bırakmayı düşündüğünüz zamanlar oldu mu? Umutsuzluğa kapıldığınız anlar yani...

“Acaba olacak mı, olmayacak mı?’ düşüncesi moralimi çok bozuyordu. Sırf bu yüzden eşimin; “tedaviyi bırakalım” dediği zamanları ya da arkadaşlarımın; “başka hastaneye git” önerilerini hatırlıyorum. Hem doktorum hem de hastane personeli enerjimi hep yüksek tutuyordu. Bir kez olsun bile düşünmedim hastanemi değiştirmeyi veya tedaviyi bırakmayı.”