Tüp Bebek Başarı Öyküleri 

Hayatımın "İLKE"si

 23 Aralık 2013
Hep bir erkek çocuğunun olacağını hisseden 32 yaşındaki anne Bilge Yılmaz'ın öyküsü.

Hayatımın İLKE'si

“Dünyayı güzellik kurtaracak” der Gorki ve ekler büyük usta Sait Faik “Bir insanı sevmekle başlayacak her şey”

 Yarına umutla bakmak, güzel bir dünyayı daha mantıklı sebeplerle arzulamak, hatta bazen, neden bu dünyada olduğumuzu anlamak için midir çocuk? Yoksa sadece üreme güdüsü mü bu? Neden illâ bir çocuğumuz olsun isteriz? Bunun için bu kadar ısrar biraz çocukça değil mi? Yoksa çocukça davranmak mıdır dünyayı güzelleştirecek olan?

 Anlaşılması güç bir duygu bu… Ama bir gün bir çocuğunuz olur ve anlarsınız ki; o güne kadar aslında ne ağlamışsınız ne de sevinmişsiniz, ne kaygılanmışsınız ne de heyecanlanmışsınız…

 Kucağınızda, küçücük bir gaz sorunu yüzünden ağlarken bebeğiniz, o gazı hemen çıkarması için Tanrıya öyle bir yalvarırsınız ki, bu güne kadarki en içten yalvarışınız olur bu. Anlarsınız ki; daha geçen yıl sahibi olmak için hayaller kurduğunuz büyük ve havuzlu muhteşem villa, çocuğunuzun gazından değerli değil. Sonra bir gün, ömrünüz boyunca her gün duyduğunuz  “anne” kelimesini duyarsınız onun acemi dilinden ve anlarsınız ki; dünyanın hiçbir şiiri, hiçbir şarkısı bu kadar güzel değil…

 Bilge Hanım ve hayatının İlke’si

 Bilge Yılmaz âşık olduğu eşi Ajlan Yılmaz ile 9 yıl önce dünya evine girdi. Nalbantoğlu ailesinin iki kızından biri olan Bilge Yılmaz’ın en büyük isteği çocuk sahibi olmaktı. Evlendikten sonra, çok da elinden olmayan sağlık sorunlarından ötürü talihsiz şekilde kilo aldı. Çocuk sahibi olabilmesi için öncelikle kilo vermesi gerekiyordu. Bilinçli ve örnek bir anne adayı olan Bilge Hanım, profesyonel yardımlar alarak kısmen zayıfladıktan sonra, tüp bebek tedavi merkezinde hayalini kurduğu çocuğuna kavuşmanın yollarını aramaya başladı.

 Maalesef 2 ayrı merkezde, 3 kez yapılan denemelerden olumlu sonuç alınamadı.

 Adı gibi davrandı Bilge Yılmaz…

Bilgece sabretti, emek verdi, umudunu hiç yitirmedi… Yani, henüz bir çocuk sahibi olmadan, anne gibi davranmayı bildi…

 İrenbe Tüp Bebek Merkezi ile tanışan Bilge Yılmaz, burada, kendi deyimiyle hayatınınİlkesine kavuştu. Daha ilk denemede, içinde bahar çiçeklerine benzeyen, yaramaz bir tebessümle bakan günaydınlar gibi güzel haberi alan Bilge Hanım, şimdilerde 15 aylık bir cici hanımefendiye dönüşen ve İlke adını verdiği bebeğiyle, İrenbe dergisine kapılarını açtı.

 İlke ile sürekli ilgilendiğini ve onunla muhteşem bir uyum yaşadığını söyleyen Bilge Yılmaz, “iyi ki İrenbe varmış, iyi ki İrenbe’de Dr. Dilek Hanımla tanışmışım. Hayatım, İrenbe’ ye adım attığım o ilk günden sonra çok değişti. Bana bebeğimi getirdiler. Herkese emekleri için teşekkür ediyorum” dedi.

 İlke masalının önsözü…

 Bir tekstil firmasında çalışan Bilge Yılmaz ve Endüstri Mühendisi Ajlan Yılmaz, iş arkadaşları sayesinde buluşmuşlar. Beraberliklerini 5 ay sonra nikâh masasında taçlandırmaya karar verip, görkemli bir törenle dünya evine girmişler. Tam anlamıyla aşk evliliği yaptıklarını ifade eden Bilge Yılmaz, o günleri şu sözlerle anlatıyor;

 “İşyerimdeki arkadaşlarımla bir gün eğlenmek için dışarı çıkmıştık. Eşimi ilk kez o grubun içinde gördüm. Yalnızdı. Onu ilk gördüğüm anda âşık oldum. O zaman henüz 21 yaşımdaydım. Eğlence dönüşünde anneme âşık olduğumu söyledim. O günden sonra Ajlan’ı takibe aldım. Arkadaşlarım aracılığıyla hayatında biri olup olmadığını öğrendim. Bir gün arkadaşlarım beni biriyle tanıştırmak istediklerini söylediler. Bu kişinin adını duyduğumda şok olmuştum. Beni Ajlan’ la tanıştırmak istiyorlardı. Bunu memnuniyetle karşıladım. Ertesi hafta yemeğe çıktık. Tanıştıktan 5 ay sonra 16 Temmuz 2001’de evlendik”.

 3 kez denedim…

 Çocukları çok sevdiğini söyleyen Bilge Yılmaz, evlenir evlenmez çocuk sahibi olmayı istediğini ama eşiyle bir süre beklemeye karar verdiklerini dile getirdi. Nikâh masasına oturduğunda 61 kilo olduğunu daha sonra hızla kilo aldığını anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor;

Bir süre başta hamilelik olmak üzere birçok sağlık problemine neden olabilecek fazla kilolarımı vermek için uğraştım. Kendimi hazır hissettikten sonra bebek için harekete geçtim. Önce bir Kadın Doğum uzmanına gittim, doktorumdan çok memnundum, kısa bir takipten sonra doktorum tedavimle ilgili bir tüp bebek merkezine gitmem gerektiğini söyledi, ben de kısa bir araştırmadan sonra üç merkez belirledim, bunlardan biri İrenbe’ ydi. Görüşme için gittikten hemen sonra diğer merkezde başlayan uzun bir tedavi süreci geçirdim. Sonuç alamayınca başka bir tüp bebek merkezine daha gittim. Psikolojik olarak yıpranmanın dışında, vücudum da zorlanmaya başlamıştı. Ne yazık ki buradan da sonuç alamadım. Toplam 3 denemem de olumsuz sonuçlanmıştı. Bebek sahibi olamamıştım. Bu umut ve umutsuzlukla dolu sürecin ardından aylarca ağladım. Çok zor ve sıkıntılı günlerdi…”.

 Sıkıntılı günler bitiyor mu?

 Umudunu hiç yitirmediğini ama vücudunun yorgun düşmesinden dolayı çok sıkıntılar da yaşadığını ifade eden Bilge Yılmaz, tam da bu sıralarda İrenbe Tüp Bebek Merkezi’nin kapısını çaldı. Olması gereken en doğru yerde olduğunu içeri girdiği ilk gün anladığını dile getiren Bilge Yılmaz, “Doğrusu çok büyük bir moral bozukluğu ile İrenbe’ ye gitmiştim. Aylardan Temmuz’du. Dr. Dilek hanımın ilgisi, sohbeti beni o kadar umutlandırdı ve o kadar çok sevindim ki,  “tamam” dedim… “işte burası…”

 Dilek hanım bir süre sonra tahlillerime baktı, inceledi, yeni tahliller istedi. Bir tarafın kendini dinlenmeye aldığını söyledi. Sonraki ay tüp bebek tedavisine başladık, iğneler falan derken yumurta toplama ve transfer işlemleri gerçekleşti. Transfer aşamasında çok ilginç bir şey oldu, hatta çok eğlenceli geçti. Bende sedef rahatsızlığı vardı. Ben de bu rahatsızlığımı Dilek hanıma söylememişim, önemli olduğunu düşünmemişim, transfer esnasında Dilek hanım görünce çok şaşırdı, bu ne? Sedef dedim, bana ne zaman söylemeyi düşünüyordun dedi, hemen …….. ilaç vermiş miydim dedi, bende evet dedim. Meğer doktor hanım tedaviye başlarken tüm tahlil ve tetkiklerimi yaptırmıştı ve bu sonuçlara göre o sorduğu ilacı vermiş bana. Doktor Dilek Hanım tüm bunları bilerek, bana zaten özenli bir tedavi uygulamış.

 Biz İrenbe’ deki tedavimize başlarken oldukça detaylı tetkikler yaptırdık, bunları diğer tedavilerimde hiçbir doktor istememişti. Belki de en başta bu tahlil ve tetkikleri yaptırsaymışım, bu kadar emeğe, zahmete ve masrafa gerek bile kalmayacaktı.

 Müjdeli haberi çığlık çığlığa aldık…

 Transferin sonucunu, yani hamile kalıp kalamadığımı öğrenmek için, tahlil vermeye ailem ve arkadaşlarımla gittik. Bir odaya doluştuk. Odanın etrafında herkesin dönüp dolaştığını görüyordum. Anlam verememiştim. Kan tahlilinin sonucunun beklediklerini söylediler.

 Nihayet Dr. Dilek Hanım geldi ve ‘güzel haber’ diye bağırdı. O anki mutluluğumuzu anlatmak güç. Çığlık çığlığa bağırdık. Dilek Hanım’ a sarılıp mutluluktan ağladım. Bir o an, bir de ilk kalp atışını aldığımız anlar çok özeldi. Harika bir hamilelik dönemi geçirdim. 2 haftada bir kontrole gidiyordum. Hamilelik döneminde sadece 6 kilo aldım.

 Doğum sırasında hiç unutamadığım anlardan biri,  ameliyathane de kendimi çok yalnız hissediyordum. Bir el uzandı bana doğru. Dönüp baktığımda o elin Dr. Dilek Hanım’a ait olduğunu gördüm… Çok anlamlı bir andı… Unutulmayacak kadar anlamlı…

 İlke evimize sabır getirdi : )

 Hep bir erkek çocuğunun olacağını hisseden 32 yaşındaki anne Bilge Yılmaz,  4 Kasım 2009’ da, ömrünün bütün koridorlarını sevimli hıçkırıkları ile şenlendiren, 3370 gram ağırlığında ve 49 santim uzunluğunda bir kızı bağrına basıyordu. Sağlıklı kıpırtıları ve anlamaya çalıştığı dünyaya bakan gözleri, Bilge Yılmaz’ a mutluluktan öte, kutsal hazlar veriyordu. İlke sahibi atalarının izinden ve onların çok değerli ilkelerinin izinden gitsin diye adını İlke koydu kızının.

 Kızlarının evin neşe kaynağı olduğunu söyleyen Bilge Hanım,  şöyle devam ediyor; “Kızım evimize şenlikle geldi. Hep böyle bir hayatı olsun dilerim. Ayrıca evimize sabır aşıladı. Bize azla yetinmeyi ve daha mutlu yaşamayı öğretti. Az şeyle yetindiğimiz zaman huzurlu ve mutlu olabileceğimizi düşünüyorum. Kızımın gelecekte sanatçı olmasını istiyorum ama bundan daha fazla arzu ettiğim şey, Atatürk gibi memleketi için çok şey yapabilecek biri olması. Güzel anlamda sarsıcı işler yapabilecek biri olmasını çok isterim.

         İrenbe’de herkes iyimser ve deneyimli…

İrenbe Tüp Bebek Merkezi’nde tek denemede hamile kaldığını ve bunun oradaki iyimser ortamın da etkisiyle olduğunu sözlerine ekleyen Bilge Yılmaz, tedaviyle çocuk sahibi olacakların dışındaki kadınların da bu bakış açısından faydalanması gerektiğini düşünüyor. İnsanların tüp bebek tedavisi konusunda çoğu zaman sömürüldüklerini ve bu konuyla ilgili bilinçlendirilmediklerini belirten genç anne, “İrenbe’ de daha kapıdan girdiğiniz anda iyimser bir ortama geldiğinizi anlıyorsunuz. Tüm doktorlar, hemşireler hepsi müthiş ilgili. Doktor Dilek Hanım tabii ki benim her zaman herkese önereceğim bir isim. Teşekkürler İrenbe…