Tüp Bebek Başarı Öyküleri 

Nereye gidersek gidelim yönümüz Kuzey...

 23 Aralık 2013

Artık pusulamız yanımızda. Nereye gidersek gidelim yönümüz Kuzey...

Sinem - Emrah çifti, 5 yıllık evliliklerinde uzun ve zorlu bir savaştan galip çıkmışlar.Üç ay Önce 3 kilo 400 gr doğan oğulları Kuzey, çiftin tüm yaşamlarını değiştirmiş. Onlarla bu zorlu süreci, İrenbe ile nasıl tanıştıklarını konuştuk...

Sinem Hanım, İrenbe’ye gelmeden önceki aşamaları anlatırmısınız?

Evliliğimizin 6.ayında Devlet Hastanesi’ne gitmiştim. Polikistikover teşhisi koydular. Çocuk olmasında engel olabilir dendi.Ondan sonra birkaç tane doktor denedim. Çok yanlış tedavi uygulandı; 6 ayda 40 kilo aldım. Sonra zaten hayata küsme evresi başladı. Sinir sistemim çöktü adeta.

Ailelerinizin tepkisi nasıldı bu sancılı süreçte?

Daima destek oldular. Emrah’ın ailesi özellikle, çocuk sahibi olamayacağımızı duyduklarında, “Biz seni ilk gördüğümüzde, bu kızdan güzel torun gelir demedik. Biz seni düşünüyoruz. Her zaman yanındayız” dediler. Her şeyi bana bıraktılar ama ben bu konuya takmıştım zaten.

İrenbe’ye geldikten sonraki tedavi süreci nasıl gelişti?

Bir yakınımızın önerisi ile Nurettin bey’den randevu aldım ve randevuya yalnız gittim. Ben artık eski tedavilerden yılmış, yorulmuş bir durumdaydım. Konuşmaya başlar başlamaz,

“Bana az ye demeyin çünkü az yiyorum, doktorlar yüzünden böyle oldum. Hamilelerden, çocuklardan nefret ediyorum. Şu an başka çocuk görmek istemiyorum, sadece kendi çocuğumu görmek istiyorum” dedim. Çok fazla tedaviye maruz kaldığımı, çok kilo aldığımı, ilaç tedavisini istemediğimi, tedaviye aşılamayla başlayıp başlayamayacağımızı sordum zaten. Nurettin Bey Sen öyle istiyorsan öyle olsun dedi… Hatta Onun haricinde, “Ben şunu yemem, bunu yemem” diye bir sürü şey söylemiştim. Nurettin beyde bana “Mandalina, portakal yiyemiyorsan yeşilbiber ye, ayni vitamin onda da var” diyerek bana farklı bir yaklaşımda bulundu. İlk sohbetimiz sanki babamla pazara alışverişe gitmişiz de ne alalım ne almayalım şeklinde konuşuyor gibiydik, çok güzeldi yaklaşımı.

Peki, hiç tereddüt ettiniz mi bu tedavi süresince? Bir sürü deneme yapmamız gerekebileceğini hiç düşündünüz mü?

Hayır! Aşılama bir kere, tüp bebek bir kere denenecek diye karar vermiştik zaten. Çünkü ben evliliğimin 6. ayında doktora gitmiştim ve o zaman öğrendim çocuğumun olamayacağını.

İlk olarak aşılama yapıldığını biliyoruz. Tüp bebek yöntemine geçiş nasıl oldu?

Aşılama da 15–20 gün sürüyor zaten. Aşılamadan olumsuz sonuç çıkınca 2–3 ay kadar ara vermemiz gerektiğini söylemişlerdi ama ben o moral bozukluğunun da etkisiyle 7 ay kadar bir ara verdim. Aşılamanın oranları da düşük çıkmıştı ve bundan ötürü bir daha aşılama yapmak istemediğimi o anda belirttim ben zaten. Aşılamayı normalde 3 kere deniyoruz dediler, ama 3 aşılama ücreti 1 tüp bebek tedavisine denk geliyor hemen hemen. E aşılama yapacağımıza sonra tüp bebek tedavisi yaparız diye düşündüm ve ayrıldım İrenbe’den; 7 ay ara verdim. Sonra da gelip tüp bebek tedavisine başladım.

Emrah Bey, siz bu süreç için ne diyorsunuz?

Olayın hem maddi yönü hem de manevi yönü var. Hiç uğraşmayacaksınız bence, direkt tüp bebek yöntemini deneyeceksiniz.Bu tedaviler olana kadar eşim deneme tahtasına döndü.

Bu süreçte başınıza gelen unutamadığınız ilginç bir olay oldu mu?

Bana ilginç gelen insanların bu konudaki bilgisizliği... Etrafımdaki yaşlılardan tüp bebeğin ne olduğunu bilmeyenler vardı. Başka birisinden sperm alındığını sanıyorlar. Bu nedenle pek bahsetmedim kimseye. Bir tek ailelerimiz biliyordu. Bu süreçte bana en garip gelen de şu oldu: Yumurtalar verildikten sonra, 22 tane sağlam yumurta elde edilmiş ve 19’u döllenmiş. Çok sevindirici bir haberdi. Evde neşe içinde bundan bahsediyorum sürekli. Sonra düşündüm; bunu babama anlatıyorum. Babam yumurtlama dönemimi biliyor, adet dönemimi biliyor... Normal bir doğum süreci yaşamış olsaydık böyle bir durum olmayacaktı. Bu düşünceler nedeni ile bir ara içime kapandım. Annem, böyle yapmamam için hemen uyardı beni...

Yumurtaların toplanacağı gün neler oldu peki? Kaç tane embriyo yerleştirildi?

O gün acayip heyecanlıydım. Herkes beni neşelendirmeye çalışıyordu. Sonra Nurettin Bey geldi, “22 tane toplamışsın, iyi yetiştirmişsin”dedi. (gülüşmeler). O gün çok mutlu ayrıldım.

Kaç gün sonra yerleştirildi embriyolar?

Nurettin Bey, yumurtalar kaliteli olursa 5 gün sonra yerleştireceklerini söylemişti. Öyle oldu. Ayrıca Bakanlık, yumurtalar kaliteli olduğunda 3 yumurtaya kadar izin veriyormuş. Nurettin Bey beni uyardı “Bak Sinem yumurtalar kaliteli olduğu için 3’ünün de tutma ihtimali var. Sonradan 3’ü de tutarsa sonlandırmak zorunda kalırız, daha çok üzülürsün”. Ben yine de ısrarlıydım, Bakanlık bana bu hakkı verdiyse 3’ünü de yerleştirelim dedim. (gülüşmeler) Emrah’la da konuşmuşlar ve sonuç olarak 2 tane embriyo yerleştirildi. Ama en kaliteli 9 tanesi de dondurulmuş, yani ilerde tekrar çocuk sahibi olmak istediğimde bu aşamaları direkt atlayıp embriyo yerleştirmeye geçebileceğiz.

Sonrasında neler yaptınız peki? Normal hayatınıza geri mi döndünüz, yoksa yatıp dinlendiniz mi?

İlk 2 gün dinlendim. Bana söylenilen, “Normal hayatına devam et, ağır iş yapma” idi. Çok aktivitede bulunmadım, ama hafta sonları temiz hava almak üzere dışarı çıktım.

Peki, bekleme süreci nasıldı? Mutluluk, heyecan, tedirginlik?

Ben başından beri, hep tutmayacağına hazırladım kendimi. Bundan önceki emeklerimiz ve olumsuz sonuçlardan ötürü hep en kötüyü düşündüm ki sonuç yine olumsuz olursa yıkılmayayım. Evde de karar almıştık; 15 gün boyunca evde bu konuyu hiç konuşmadık. Bir gün dışarı hava almaya çıktım, canımda çok sıkkın, çay bahçesi gibi bir yerde oturdum..çok da kalabalık. Bir kadın geldi yanıma. Hiç boş masa yok, yanına oturabilir miyim dedi. Tabi dedim ben de. Sonra oğlunu çağırdı, Kuzey gel oğlum dedi. Bir çocuk geldi ki ben o aralar hiç çocuklara yanaşmıyorum. O kadar kötüyüm ki, hamilelerden nefret ediyorum, çocuklara yanaşmıyorum falan… Bir de sandviç yedi. O ketçaplar bulaştı oraya buraya falan. Yiyeceğim çocuğu. O akşam eve geldim. Adı Kuzey oluyor dedim ben ve oldu (gülüşmeler).

Sonucu öğrenmeye gittiğiniz günden söz eder misiniz?

O gün Annem ve eşimle birlikte İrenbe’ye gittik, kan verdik sonuç 2–3 saat sonra çıkacağı için orda beklemek istemedim. Annemler de beni neşelendirmeye çalışıyorlardı. Kıbrıs Şehitlerinde bir pastaneye oturduk, o arada İrenbe’den Hatice hemşire ve arkadaşları geçiyordu. Yarım saat kalmıştı onları görünce, ben bir ağlamaya başladım, durduramıyorum kendimi... Hastaneye gitmek istemedim hiç. Alacağım sonuçtan o kadar korkuyordum ki... Daha sonra Nurettin bey’in odasına çıktık sonucun pozitif olduğunu söyledi ve ben ağlamaya başladım, Nurettin beyin boynuna sarıldım…o günü hiç unutamam.. Ve hemen Alsancak’ta Fenerium mağazasına gittik, tulumlar aldım, sanki oğlum olacağını biliyormuşum gibi… Bende Fenerbahçeli olduğum için…

Peki, nasıl geçti hamilelik günleriniz?

İlk testen sonra 2-3 gün ara ile tekrar gebelik testi yaptırdık, değerlerin yükselmesi gerekiyormuş. Normal hayatıma devam ettim, gayet rahat geçti. Nurettin Bey, “İlk 3 ay evden çıkmazsan, çok fazla hareketli olmazsan iyi olur” demişti. Ben onu biraz abarttım, hiç dışarı çıkmadım. 3 ay bittikten sonra ise hiç durmadım, sürekli gezdim.12. haftaya kadar Nurettin bey beni takip etti. Daha sonra İrenbe’de Gebelik Eğitim Seminerleri yapılıyordu, seminerlere katıldım. İrenbe’de birden fazla doktor olduğu için kendi doktorun yoksa diğer hekimlere gidebiliyorsun. Bende seminerlerden sonra Refik Bey’e devam ettim. Kontrolde, bebeğin ters durduğunu fark ettik. Tansiyonum düşük olduğu için çok ağır sporlar yapamıyordum, yürümeyi de sevmiyorum. Bunun üzerine Refik Bey yüzmemi önerdi. Bebeğimin ters duruşunu da düzeltebilecek bir şey olduğundan bahsetti. Bunu duyduktan sonra sürekli yüzdüm. Bundan dolayı mı nedir, banyo yapmaktan bu kadar zevk alan bir çocuk daha görmedim.

Duygusal açıdan zor günler geçirdiğinizi söylediniz. Nasıl karşılandınız İrenbe’de?

İrenbe’de her şey farklıydı. Ben daha önce doktora gittiğimde, doktor yalnızca alacağım ilaçları söylerdi o kadar. Oysa İrenbe’de, Nurettin beyle başlayan süreç, Refik Bey, Refik Bey olmadığında da Aral Bey benim için doktor değil, moralmotivasyon ekibiydi. Onları gördüğüm zaman bütün sinirlerim gevşiyordu. Sadece onlarla da sınırlı değil elbette. İrenbe’ye girdiğimde güler yüz, ilgi, alaka zemin kattan başlayan bu yaklaşım yukarıda devam ediyor.. O yüzden hastaneye mi geldim eve, aileme mi geldim belli olmuyor.

Hamile kaldıktan sonra da doktor-hasta ilişkisinin adeta akraba ilişkisi gibi olması da ayrı bir güven sağlıyordur herhalde...

Evet kesinlikle. Doğuma gireceğim, yatıyorum sedyede. Yolda önce kısık sesle Refik Bey, Refik Bey diye seslenmeye başladım. Baktım ses gelmiyor, en sonunda bağırdım artık Refik Bey diye. Hemen seslendi, ben buradayım merak etme dedi ve öylece yatıştım, yoksa adımımı atmayacaktım doğumhaneye. Doğum sırasında zorluk oldu mu? Normal doğum için 41 haftaya kadar bekledik fakat gelmedi. Dolayısıyla sezaryen oldum ve rahat geçti.

İnsan, zor elde ettiklerine daha çok değer verir gibi bir görüş var. Kuzey’e yaklaşımınız nasıl? Onu şımartacağınızdan korkuyor musunuz hiç?

Hayır, çünkü o konuyu hamileyken çok konuştuk Emrah’la.Tüp bebek olduğu için kendisini ayrıcalıklı hissetmesini istemiyoruz. Gerçi ister istemez şımartılacak Kuzey. Biz şımartmasak ailelerimiz şımartacak, torunları oldu sonuçta. Benden de onu beklediler aslında hep, ama bunu minimumda tutmaya çalışıyorum ben. . “Artık pusulamız yanımızda. Nereye gidersek gidelim yönümüz Kuzey’i gösteriyor.

Peki, bunca emekten sonra ikinci çocuğu düşünüyor musunuz?

Hayır. Zaten sezaryen olduğu için 2–3 yıl yasak yeni bir hamilelik... Mutlu bir haber de şu, artık doğal yollarla çocuk sahibi olma şansım varmış.

Bebek sahibi olmak isteyen ailelere neler önerirsiniz…

Fazla vakit kaybetmesinler, evliliklerin ilk yılarında mutlaka çocuk düşünmeseler bile genel kontrollerden geçsinler, daha sonra bazı durumlara geç kalabiliyorsunuz…eğer çocuk sahibi olmaları için Tüp Bebek yaptırmaları gerekiyorsa yaptırsınlar.. hiç başka tedavilerle uğraşmasınlar…

Sinem hanım bize ailece vakit ayırdığınız için, yaşadıklarınızı bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz..  

Bizi Kuzey’le buluşturan, emek veren, destek olan İrenbe ailesine çok çok teşekkür ediyoruz, son olarak ufak bir şeyler söylemek istiyorum… İrenbe’de tedavi sürecinde, bekleme salonunda İrenbe Dergilerinde başarı öykülerini okurdum..genelde yapılan röportajlarda ailelerin 2, 3 veya daha fazla tüp bebek denemelerinden sonra bebek sahibi olduklarını okurdum..bir gün sordum İrenbe’deki çalışanlara hep böyle mi olur diye hiç ilk seferde başarılı olan yok mudur diye….onlarda öyle denk gelmiştir özellikle çok mücadele eden hastalara yer veriyoruz, sizin ilk seferde tutarda..o zaman sizlerle röportaj yaparız dediler… böylelikle röportaj sözümü vermiş oldum…nerden nereye… umudunuzu hiç kaybetmeyin…