Gebelik & Doğum 

Renkli Doppler Ultrason

 24 Aralık 2013

Bebeğinizin sağlık durumunu tespit etmek için birçok yöntem kullanıyoruz. Hiçbir yöntemin tek  başına duyarlılığının %100 olmadığını unutmamak gerekir. Obstetri (Gebelik Takibi ve Doğum Bilimi) alanında günümüzde yapılan araştırmaların çoğu, anne adaylarının ve fetusun içinde bulunduğu ortamı sağlıklı kılmak veya bu ortamın sağlık düzeyini tespit edebilmek içindir. Teknolojik gelişmelerin ve bilgi çağının sunduğu olanakları tıbbın her alanında olduğu gibi riskli gebeliklerin tespitinde ve takibinde kullanmak bir avantajdır. Bu gelişmelerden biri olan Renkli Doppler Ultrasonografi, son yıllarda giderek daha fazla uygulama alanı bulmaktadır.                                                          

Doppler Ultrasonografi, obstetride iki temel alanda kullanılmaktadır: 1) Annenin risklerinin belirlenmesinde, 2) Bebeğin (Fetusun) sağlık durumunun değerlendirilmesinde.

Renkli doppler ultrasonografi ile kan damarlarından geçen kanın akım özellikleri tespit edilebilir. Bebekte kan dolaşımı bozulmuşsa bu durum Doppler ile saptanabilir.

Doppler ultrason ile damardaki direnç artışının ortaya konması dolaylı olarak bize kan dolaşımına karşı bir direnç artışı olduğunu gösterir. Anneden bebeğe kan getiren uterin arterde, gebelik ilerledikçe bebeğe daha çok kan gelebilmesi için 24-26. haftaya kadar dirençte düşüş olmaktadır. Bu direncin beklenenden yüksek devam etmesi preeklampsi ve İUGG riskini arttırmaktadır.

Ayrıca bebekle plasenta arasında göbek kordonu içerisindeki umbilikal arter, umbilikal ven ve bebeğin beyin damarlarındaki dalga şekli bozuklukları, bebekteki dolaşım bozukluğunu saptayabildiği gibi dolaşım bozukluğunun şiddetini de belirleyebilmektedir. Doppler ultrasonda dolaşımsal bozukluk tespit edildiğinde daha sonraki dönemlerde bebeğin durumunda kötüleşme riski artmıştır.

Daha erken gebelik haftalarında uygulanan Duktus Venosus Doppler incelemesi ile başta kalp olmak üzere bazı anomalilere karşı riskli olan gebeliklerin tespiti konusunda bilgi akışı büyük bir hızla devam etmektedir.

Günümüzde araştırmalar hangi yöntemin daha üstün olduğunu belirlemede yoğunlaşmaktadır. Ancak var olan bilgi birikimimizle söyleyebiliriz ki; farklı yöntemlerin bir arada kullanılması ile tanısal doğruluk oranı artacaktır.