Dergi Yazıları 

GEBELİKTE GÖRÜLEN DERİ DEĞİŞİKLİKLERİ VE GEBELİĞE ÖZGÜ DERİ HASTALIKLARI

 16 Ocak 2014

 

Gebelik dönemi, çeşitli hormonal, damarsal, metabolik, psikolojik ve bağışıklık sisteminde değişikliklerin olduğu önemli bir dönemdir. Bu  dönemde deride doğal olarak beklenen değişkliklerin yanı sıra gebeliğe özgü olan ve doğum sonrasında gerileyen çeşitli deri hastalıkları da görülebilmektedir.

Fizyolojik (doğal) olarak beklenen deri değişiklikleri hemen hemen gebelerin büyük bir çoğunluğunda gözlenir ve doğumdan sonra zamanla kaybolur ve tedavi gerektirmez.gebelik döneminde gözlenen fizyolojik deri değişiklikleri özetle şunlardır :

Kloazma (Gebelik maskesi) : Yüzde alın-yanaklar, bıyık bölgesi ve burun üzerinde ortaya çıkan renk değişikliğidir. Gebeliğin son 3 ayının yaz aylarına rastlaması , koyu tenli olmak gibi faktörler kloazma olasılığını arttırır. Kloazma bazı gebelerde doğum sonrası  kaybolmakla birlikte bazen kalıcı olmaktadır. Genellikle yaz aylarında güneş ışığıyla artış gösterir, kışın rengi açılır.Tadavisi oldukça zor bir durumdur. En çok leke açıcı kremler, glikolik asit, Jessner gibi peeling'ler kullanılsa da temel unsur yüksek faktörlü güneşten koruyucuların yaz-kış sürekli kullanılmasıdır.

Deride renk koyulaşması: Meme başı, dış genital organlar ve karın orta hatta meydana gelen renk koyulaşması (genellikle kahverengi-siyah), doğum sonrasında giderek azalır ve kaybolur.

 

Kullanmada artış: Bazı bölgelerde hormonlar nedeniyle kıllanmada artış görülebilir, genellikle doğum sonrası düzelir.

 

Diğer: Varisler (özellikle bacaklarda), benlerin sayı ve ebatlarında artış, tırnaklarda kolay kırılma ve terlemede artış olarak sayılabilir (1,2). Renkli benlerdeki büyüme, doğum sonrasındaki 6-12 ay içinde geri dönebilmektir.Benlerdeki asimetrik büyüme ve renk değişikliği  durumlarında mutlaka bir dermatolağa başvurmak gerekir, çünkü maling melanoma (renkli benlerin habis tümörü) riski gebelikte artmıştır. Doğum çatlakları adı verilen "stria distancea"lar ise fizyolojik deri değişiklikleri arsında yer alsa da kalıcı olmaları nedeniyle önemli kozmetik sorun yaratabilmektedir.Bu çatlakların oluşmaması için deri yapımını arttıran bir takım kremlerin gebelik esnasında (ilk üç aydan sonra) kullanılması önerilmektedir. Gebelik sonrasında bu çatlaklar henüz daha kırmızı iken yapılacak bir takım tedaviler (peeling, mezoterapi, lazer vb) çatlakların görünürlüğünü azaltacaktır. Eğer aradan zaman geçmiş ve çatlaklar beyazlamış ise tedavilerden iyi sonuç alınmayacaktır.

 

Gebeliğe Özgü Olan Deri Hastalıkları

Yalnızca gebelik ve doğum sonrası erken dönemde görülen iyi tanımlanmış bir grup hastalıktan oluşmaktadır. Gebeliğe özgü olan deri hastalıkları başlıca dört başlık altında incelenebilir:

 

Pemfigoid Gestasyones               

Gebeliğin Polimorfik Erüpsiyonu

Gebeliğin İntrahepatik Kolestazı

Gebeliğin Atopik Erüpsiyonu

Pemfigoid Gestasyones

Genellikle gebelikte ortaya çıkan otoimmun (bağışıklık sisteminin kendi dokularına karşı reaksiyon göstermesi) büllöz (içi serum dolu kabarcıklarla seyreden) bir hastalıktır. Görülme sıklığı 1/1.700 ile 1/50.000 arasında değişmektedir. Kalıtımsal olarak yatkınlığı olan bireylerde görülme oranı daha fazladır. Genellikle 2. ve 3. trimestr'de (yani gebeliğin 4-9. Ayları içinde) başlar ancak nadiren ilk üç ayda ve doğum sonrası erken dönemde de görülebilir. Şiddetli kaşıntı en önemli bulgudur. Kaşıntı göbek çevresinden başlar. Daha sora kalça, gövda, kol ve bacaklara yayılır. Yaralar, önce kırmızı kabarıklıklar şeklinda iken daha sonra bunların üzerinde içi sıvı dolu kabarcıklar (vezikül ve büller) halini alır..

Doğumdan sonra gerilşemekle ilgili bazı hastalarda doğumdan sonra alevlenmelerin olabileceği akılda tutulmalıdır. Bu neenle gebenin doğum sonrasında da izlenmesi gerekir.Bazı hastalarda adet öncesi ve doğum kontrol ilacı kullanımı ile hastalık tekrar edilebilir. Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebek doğurma riski bulunmaktadır. Nadiren bebekte de anneden geçen antikorlara bağlı olarak deride  geçici olarak görülebilen kabarcıklar oluşabilir.

Tanı için en önemli test hasarlı deriden alınacak küçük bir biyopsidir.Bu biyopsu parçası özel boyalar (direk immunfloresan) ile incelendiğinde, bazal membran boyunca (üst deri ile orta deri beğlantısı) çizgi şeklinde boya birikimi (kompleman 3) olması tanı koydurucudur .Tedavide erken dönemde kaşıntı giderici losyonlar ve kortizonlu kremler kullanılır. Ancak hastalık yaygınlaşmışsa, sistemik olarak kortizon başlanır ve doğum sonrası döneme kadar kullanmak gerekir. Kortizona dirençli hastalarda, doğum sonrası başlamak kaydıyla, azatiyopürin, dapson,immunoglobulin,plazmaferez gibi özellikli tedaviler kullanılabilir. Önemli bir nokta da, hastalığın sonraki gebeliklerde tekrarlayabilmesidir.

Gebeliğin Poliformik Erüpsiyonu

Daha çok çatlaklarda yoğunlaşan, şiddetli kaşıntı yanı sıra kızarık, deriden kabarık papül ve plaklarla karakterizedir. İyi seyirli bir hastalıktır. Sıklıkla ilk gebelikte ve 3. Trimestr'de (yani son 3 ayda) görülür. Görülme sıklığı 1/130 ile 1/300 arasındadır. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte karın duvarının aşırı gerilmesi ve buna bağlı olarak bağ dokusunda meydana gelen hasarın bağışıklık sisteminin aşırı yanıtını tetiklediği düşünülmektedir. Kaşıntının gebeyi çok rahatsız etmesi dışında hastalığın seyri iyidir, bebekte sorun oluşturmaz. Çoğunlukla 6 haftada düzelir. Hastalığın görünümü tipik olup tanı koydurucudur, nadiren biyopsi gerekir. Tedavide lokal kortizonlu kremler, nemlendiriciler ve antihistaminikler çoğunlukla yeterlidir. Bazen dirençli olgularda sistemik kortikosteroid gerekir.

Gebeliğin intrahepatik kolestazı

Gebeliğin geç döneminde ortaya çıkan, kolestaz'a (safra akışının durması) bağlı gelişen kaşıntılı bir tablodur. Şiddetli kaşıntı nedeniyle deride yaygn kaşıntı izleri diğer gebelik dermatozlarından farklı olarak daha yoğun görülür. Fetus için risk mevzudur. Erken müdahale edilmezse fetus kaybedilebilir. Sıklığı %0.1-2.4 arasındadır. Safra kesesinde taş bulunması, hepatit C pozitif olan hastalar, çoğul gebelik ve ileri anne yaşı risk faktörleridir. Serumdaki safra asitlerinin artması nedeniyle oluştuğu düşünülmektedir. Tedavide "ursedeoksikolik asit" kullanılması, hem anne hem de bebek için riskleri azaltır. Anne ve bebeğin yakın takibi gereken bir tablodur. Sonraki gebeliklerde de tekrarlama olasılığı vardır.

Gebeliğin Atopik Erüpsiyonu

Atopisi (doğuştan enerji yatkınlığı) olan gebeliği ortaya çıkan kaşıntı ve egzama benzeri döküntülerle giden bir tablodur. Yüz, boyun, kolların iç kısımlarında kızarıklık, kaşıntı ve küçük kabartılar gözlenir. Bu hastalarda genellikle deri kurudur. Yukarıda sayılan diğer gebelik dermatozlarından ayırt edilmesi gerekir. Serumda IgE düzeyleri bu hastalarda  yüksektir. Bebek için risk yoktur. Diğer gebeliklerde tekrar etme riski vardır. Tedavide orta güçte kortizonlu kremler, nemlendiriciler, UVB (ultraviyole B) fototerapisi kullanılmaktadır.

Bunlar dışında başka gebeliğe özgü hastalıklar varsa da nadir görülürler. Gebelik dermatozlarının ortak özelliklerine ve önemine değinecek olursak:

  • Genellikle çok kaşıntılıdırlar,
  • Gebeliğin sonuç ayında görülürler,
  • Bazı durumlarda bebek için risk olabilir,
  • Gebelikte ilaç kullanma zorluğu nedeniyle yarar/zarar oranını düşünerek tedavilerini çok iyi planlamak gerekir, gebelik sonrasında çoğunlukla iyileştikleri için, çok zor durumlarda doğumu biraz öne çekmek gerekebilir,

Kadın Doğum Uzmanı ve dermatolog işbirlği ile gebelerin hastalıkları hakkında bilgilendirilmesi ve uygun tedavi seçeneğinin belirlenmesi, bu dönemin  kolay atlatılmasını sağlamaktadır.