Röportajlar 

İrenbe Röportaj (Doç Dr. Ahmet Zeki Işık - Filiz İçke Yeni Asır)

 29 Ocak 2014

İrenbe Tüp Bebek Merkezi doktorlarımızdan  Doç. Dr. Ahmet Zeki Işık'ın Yeni Asır Röportajı Erkekler mercek altında!
 Tüp bebek uygulamalarında daha yüksek başarı için erkekte sperm sorunlarına çözüm arayışları sürüyor

Çocuk sahibi olmak isteyen erkekte sperm problemlerinin çözümüne yönelik arayışlar devam ediyor. Laboratuvar ortamında yapılabilecekler için milyon dolar bütçeli araştırmalar sürerken; sigaranın bırakılması, stresin azaltılması, vitamin kürleri gibi nispeten klasik sayılabilecek yöntemler de güncelliğini koruyor. İrenbe Kadın Hastalıkları ve Doğum Dal Merkezi'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Zeki Işık'la bu konuyu konuştuk.
-Günümüzde tüp bebek uygulamalarında, erkekte sperm problemine yönelik ne gibi çözümler yer alıyor? 
Dünyadaki ilk tüp bebek olan Louis Joy Brown, bugün 32 yaşında bir anne. Tüp bebek teknolojisi devrimsel bir buluştu. Tüp bebek tedavileri, tüpleri hasarlı hanımlar için yepyeni bir ufuk açtı. Çünkü tüpte olan hadisenin tamamını laboratuvar ortamında yapılmaya başlandı. Bu yöntemle yumurta ve sperm dışarı alınıp döllendi, tüpe benzeyen ortamlarda muhafaza edildi ve büyütülüp anne rahmine verildi.
Tüp bebek çoğunlukla "tüpün içinde bebek" olarak algılanıyor. Bir nevi tüp elbette. Yani fallop tüpleri ya da üreme tüpleri dediğimiz kadındaki organın dışardaki similasyonu benzeri. Tüp bebek tedavisi bu esasında.
Bu tedavi, uzunca yıllar birçok kişiye çözüm üretti fakat gelin görün ki bir grup hastada örneğin erkekte ciddi sperm problemi var ise tüp bebek yöntemi ile dahi döllenme elde edilemiyordu. Bu uzunca yıllar bir sorun olarak karşımıza çıktı.
Çünkü bebek sahibi olamayan çiftlerdeki problemin yüzde 40'ı kadından kaynaklanıyorsa yüzde 40'ı da erkekten kaynaklanıyordu.
Dolayısıyla tüp bebek teknolojisi çok büyük bir gruba hizmet üretememeye başladı. Tüp ortamı yaratılması, sperm ve yumurtanın yan yana getirilmesi pek çok vakada başarı sağladı ama öyle bir grup hasta vardı ki sperm yumurtanın yanına da konulsa döllenme gerçekleşmiyordu.

MİKROENJEKSİYON
Erkekteki sperm problemine yönelik devrim niteliğindeki gelişme, mikroenjeksiyon işlemi oldu. 400-600 kat büyütme altında tek bir spermin yumurtanın içerisine bir tür cam iğne yardımıyla bırakılması işlemi olan mikroenjeksiyon ile ilk doğumlar 18 yıl önce gerçekleştirildi. Tüp bebek nasıl bir devrimse, bugün mikroenjeksiyon olarak bilinen ve esasen cam bir enjektörün içerisinde tek bir sperm hücresinin yumurtanın içerisine zerk edilmesi ikinci bir devrim oldu tüp bebek işleminde. Bu sayede, hiç şansı olmayan milyonlarca kişiye şans kapısı açtı. Günümüzde tüp bebek uygulamanının neredeyse yüzde 70-80'i mikroenjeksiyon olarak yapılıyor ve bu şekilde milyonlarca bebek doğdu. 1994 sonunda Türkiye'de de uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon yönteminden sonra, mikroenjeksiyon kadar devrim niteliği taşıyan bir gelişme olmadı.

TESE VE MİKROTESE
Tüp bebek teknolojisine mikroenjeksiyon yönteminin de eklenmesi ile bebek sahibi olamayan çiftlerin yüzde 80'ine yardımcı olabiliyorduk ama bir grup hastada sperm ya hiç yoktu, ya çok azdı, ya da bulunamıyordu...
Mikroenjeksiyonun bulunmasından hemen bir yıl sonrasında semen numunesinde hiç canlı veya ölü hücresi olmayan kişilere umut vaat eden ve testislerden cerrahi yöntemle sperm elde edilmesi uygulaması başlatıldı.
Takip eden yıllar içerisinde TESE olarak adlandırılan bu işlem, operasyon mikroskobu rehberliğinde yapılmaya başlandı ve "Klinefelter Sendromu" gibi çok ciddi sperm üretim problemiyle kendini gösteren ve o tarihe kadar çocuk sahibi olma şansı verilmeyen genetik sorunlu erkeklerde bile yüzde 50'lere varan oranda sperm bulunmasına olanak verdi. Bu işleme günümüzde "mikroTESE işlemi" denmektedir.
-Mikroenjeksiyon ve TESE'nin ardından bu iki önemli gelişmeye rağmen çocuk sahibi olamayan erkeklere yönelik bir yeni çalışma var mı? 
15 senedir bu kadar devrimsel nitelikte bir şey maalesef yok. Şimdi yeniden birçok şeyi sorguluyoruz. bunların içinde erkek faktörü yeniden ele alınıyor. Birtakım kriterler belirleniyor. Antioksidan, yani vitamin dediğimiz vücutta yenilenmeyi hızlandırıcı ilaçlar, birtakım antibiyotikler...
-Antibiyotik kullanımı sperm kalitesini nasıl etkiliyor? 
Enfeksiyon tedavileri önem arz ediyor. Varolan bir enfeksiyonun tedavi edilmesi ile birçok vakada spermin yapı bozukluğu gideriliyor ve dölleme kabiliyeti artırılıyor. Ama yanlış anlaşılma olmasın; çok hayati bir rolü yok antibiyotiğin. Esas ön planda olan, döllenmeyi artırıcı ve şu anda birçok insanın da kullandığı antioksidan kürlerden yararlanılması.
-Piyasada pek çok vitamin çeşidi var, sperm kalitesi için nasıl yararlanılmalı bunlardan? 
Bunları ezbere kullanmak yanlış. Antioksidan kürlerin, belli bir grup hastada doktorun karar vereceği şekilde bir iki ay kullanılması gerekir. En basit şeyi söyleyeyim size, salt sigara içen bir erkeğin sigarayı bırakması bile verdiğimiz antioksidanlardan daha etkili. Tabii ki stresi azaltmak bir faktör. Kürler, vitamin kullanımı, stresin azaltılması vs... Bütün bunlar saf bilim değil tabii ki, göreceli bilim. Ama yeni çalışmalar gösterdi ki antioksidan kullanımı sperm parametrelerinde gebelik oranını artırabilir. Burada bir olasılıktan bahsediyor: artırabilir diyor. Ama sigara kullanımı kesin olarak bozuyor.

Araştırmalar devam ediyor
Problemli spermleri ayıklayabilmeyi sağlayan yeniliklerin de son 5 yıldır gündemde olduğunu belirten Doç. Dr. Ahmet Zeki Işık, bunlardan ön plana çıkan 3 teknik hakkında şu bilgileri veriyor:
Birinci teknik spermin doğal bir makromolekül olan "hyaluronan"a bağlanabilme kabiliyeti ile sağlıklı dölleme gerçekleştirme kabiliyeti arasında bir korelasyon olduğu ana fikrinden hareket eden PICSI uygulaması. Bu teknikte mikroenjeksiyon öncesi yani kadından yumurtaların toplanıp temizlenmesini takiben, önceden sektörel olarak satın alabileceğiniz içinde hyaluronan ihtiva eden mikron mertebesinde alanlarda bağlanan spermleri diğerlerinden ayırmak suretiyle kaliteli sperm seçimi sağlanmış oluyor. Veri birikmesine ihtiyaç var ancak en azından sonuçlara olumsuz bir etki yapmadığı aksine canlı doğum oranlarını arttırdığı söylenebilir.
İkinci teknik IMSI (intracytoplasmic morphologically selected sperm injection). Bu teknikte 8400 kat büyütme altında sperm yapısının ışık mikroskobu ile incelenip özellikle baş kısmında büyük vakuol dediğimiz boşlukları olmayan ve tamamen normal görüne spermlerin seçilerek ICSI işleminde kullanılmaları söz konusu. Özellikle en iyi kalite olarak tariflenmiş spermin mevcut olup seçilebilmesi halinde klasik yöntemle ICSI işlemine hazırlanmış spermlerle uygulama yapılmış hastalara göre gebelik ve canlı doğum oranını arttırmakta. Teknik gelecek vaat ediyor ancak hastada en iyi morfolojik yapıya sahip sperm yoksa ve ikinci en iyi kaliteli spermle işlem yapılırsa klasik ICSI'den farkı kalmıyor. Sonuçlar ve çalışmalar arttıkça daha net konuşabileceğiz.
Üçüncü teknik ise MACS (magnetically activated cell sorter). Bu teknikte, canlılığını kaybetmekte olan (apoptotik) sperm hücrelerinin dış zarlarında ortaya Annexin V adlı maddeye yönelik nano teknoloji ile demir bilyeler entegre edilmiş bağlayıcı antikorlardan yararlanılmaktadır. Basitçe izah gerekirse demir bilyeli bu madde ölmekte olan spermlere bağlanmakta ve manyetik alandan geçerken bu hayatiyetini kaybeden spermler mıknatıslanma ile yakalanmaktadır. Böylelikle son ürün tamamen sağlıklı ve düzgün spermlerden oluşmaktadır. Bu teknikle yakın zamanda yapılan bir çalışma spermdeki DNA parçalanma (DNA fragmentation) yüzdesinin bariz düştüğünü ve daha önce gebe kalamamış bir hastanın bu uygulama sonrası sağlıklı doğum yaptığını bildirmektedir. Bu teknikle ilgili olarak biz de çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Sperm sayısını artıran keçiboynuzu kürü: 
Doç. Dr. Ahmet Zeki Işık, sperm sayısını ve kalitesini artırmak isteyen erkeklerin Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu'nun keçiboynuzu kürünü uygulayabileceğini söylüyor. Kürün tarifi şöyle: Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 20 dakika dinlendiriniz. Dinlenme süresi tamamlandıktan sonra kaşıkla keçi boynuzu parçalarını çıkartınız. Soğuduktan sonra yarısını sabah aç karnına, diğer yarısını da akşam yatağa giderken içiniz. Bu uygulamaya bir hafta boyunca her gün devam ediniz. Birinci haftadan sonra 3 ay boyunca her gün akşam yatağa giderken bir su bardağı içiniz. Daha sonraki aylarda zaman zaman uygulayınız.

 

Kaynak: Yeni Asır / 07.Ekim.2010

 

 

İLGİLİ YAZILAR

Nilay ve Osman Tosun çiftiinin Deniz\'e kavuşm
Elven ve Erkan çifti ve ikizlerinin öyküsü...
-196 °C\'dan Hayata Merhaba
Tüp Bebek Laboratuvarından Merak Ettikleriniz