Röportajlar 

İrenbe Röportaj (Prof. Dr. Nurettin Demir - Filiz İçke Yeni Asır)

 29 Ocak 2014

Adım adım tüp bebek

 

KISIRLIĞI KADER DEĞİL, SORUNA GERÇEKÇİ YAKLAŞIN, HAREKETE GEÇİN
Vakit kaybetmeyin

Prof. Dr. Nurettin Demir, kadın ya da erkeğe kısırlık tanısı konulduktan sonra fazla zaman geçirmeden tüp bebek tedavisine başlanması gerektiğini söyledi

 

Başlarken....
Ülkemizde her 15 çiftten birinin korkulu rüyası haline gelen kısırlık (infertilite) erkek ya da kadına bağlı birçok nedenden kaynaklanabiliyor. Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin büyük çoğunluğu, çeşitli tedavi yöntemleriyle bu arzularına kavuşabiliyor. Bu yöntemlerin içinde en popüler olanı tüp bebek uygulamaları. Bu yazı dizisinde tüp bebek yönteminin tüm yönleri hakkında adım adım bilgilenecek, merak ettiğiniz soruların yanıtlarını bulacaksınız. Toplam dört gün sürecek yazı dizimiz boyunca, 1988'den beri başarılı çalışmalara imza atan ve Türkiye'nin ilk resmi tüp bebek merkezine sahip Ege Üniversitesi ile, 1997 yılında kurulan ve bugüne kadar binin üzerinde çifti bu yöntemle sağlıklı bebeklere kavuşturan Ege'nin ilk özel tüp bebek merkezi İrenbe'nin değerli doktorları sorularımıza yanıt verecek.

Doğal yollardan çocuk sahibi olamayan anne babaların umudu "tüp bebek yöntemi" ile ilgili sorularımıza yanıt veren İrenbe Tüp Bebek Merkezi doktorlarından Prof. Dr. Nurettin Demir, çiftlerden birine kısırlık tanısı konulduysa vakit kaybetmeden tedaviye başlanması gerektiğini vurguladı. Demir'in dikkat çektiği konulardan biri de vatandaşların tüp bebek yöntemi konusunda yeterince bilinçli olmaması... İşte Prof. Dr. Nurettin Demir'in yöntemle ilgili sorularımıza yanıtları:


Tüp bebek yöntemine başvurmak için ideal zaman aralığı nedir?
Tüp bebek için ideal zaman diye bir şey yok. İdeal zaman, kadının doğurganlık çağının herhangi bir döneminde olabilir. Peki bunun kriterlerinin ne olması gerekiyor? Eğer bir insan evlendikten sonra sağlıklı bir cinsel ilişki yaşadı ve bir yıl sürdü ve bir yıl sonra gebelik oluşmamışsa çiftin vakit kaybetmeden bir doktora başvurması gerekiyor.

ÜÇ TEMEL ŞART
Bu durumda hangi uzmanlara gidilmeli?

Tabii ki bir kadın doğum uzmanına ve üroloji uzmanına. Hem kadının hem de erkeğin bir takım tetkiklerden geçmesi gerekiyor. Doktor bakacak, inceleyecek; çocuk neden olmuyor. Çünkü bir çocuğun olabilmesi için üç temel şart var. Birincisi yumurta. Kadından gelen sağlıklı bir yumurta olması lazım. İkincisi erkekten gelecek sağlıklı bir tohum (sperm). Yumurta ve spermin buluşması için de sağlıklı bir kanal olması gerekiyor. Tüplerin, kanalların sağlıklı olması lazım ki spermle yumurta buluşabilsin. Buluşmaları da yetmiyor, birbirlerini döllemeleri gerekiyor. Döllenen yumurtanın da rahim içine girip yerleşmesi gerekiyor. Eğer bu aşamalardan birinde bir eksiklik, bir sorun varsa infertilite, yani kısırlık testleriyle ortaya çıkacak. Eğer kalıcı bir sorun varsa vakit kaybetmeden tüp bebek için başvurulması gerekiyor.

YAŞ FAKTÖRÜ
Vakit kaybetmemek neden bu kadar önemli?

Mesela azospermi diyoruz. Erkeğin hiç spermi yok veya standartların çok altında. Bu hastayı oyalamamak lazım. Çünkü oyaladığın zaman, şansı giderek azalıyor. Kişi 20 yaşında da olsa azospermikse ve bir yıllık evliyse hiç oyalamadan bir tüp bebek tedavisine başlamak lazım. Ya da bir ameliyat geçirmiş kadın 23 yaşında dış gebelikten tüpleri tıkanmış. Üç koşuldan biri düşmüş. Düşünce bir yumurta bir de sperm var diyelim. Ama sonuç alamıyorlar; kanallar tıkanmış. Bu hastanın beklemesine gerek var mı? Hemen bir tüp bebek merkezine gitmesi lazım. Dolayısıyla hizmeti veren kadın doğumcular, ürologlar veya hekimler ile hizmeti alan hastalar bu konuda bilinçlenmeli. Bilinçli ve vakit kaybetmeden hareket edildiğinde tüp bebekte başarı şansı artıyor.


Peki yaş faktörü ne derece etkili oluyor tüp bebek uygulamalarında?
37.5 sonrası kadın için kritik bir yaş. Çünkü kadının erken yaşta gebe kalma şansı daha fazla. Yaş bence hem kısırlık tedavisinde hem tüp bebekte en önemli şans faktörü. Tabii tüp bebeğe hasta kendisi yönelmiyor. Daha çok hekimler yönlendiriyor. Bunu için hekimlerin bu konuda ben illa o hastayı 3 kere 5 kere 10 kere illa tedavi edeyim diye ısrar etmemesi gerekiyor. Her iki eş infertilite tedavisine birlikte başlamalı, sorun ortaya konduktan sonra klasik tedavi en geç üç sene takviye edilmeli. Diyelim ki çiftimiz 25 yaşında evlendi. Bir sene bekledi: yaş oldu 26. Üç sene de klasik tedavi ile uğraştı diyelim; yaş etti 29. Hiç olmazsa 29 yaşında tüp bebek tedavisine başlanmalı.


Çifte kısırlık tanısı konduktan sonra en geç üç yıl içinde tüp bebek tedavisine başlanmalı diyorsunuz yani?
Bildiğiniz klasik kısırlık tedavi yöntemleri ile en fazla üç yıl uğraşılmalı. O da eğer çift bu konuda ısrarlıysa. Bu süre, sağlıklı bir cinsel birlikteliğin yaşandığı evliliğin ilk bir yılı ile birlikte toplam dört seneye çıkıyor zaten. Eğer çiftimiz çocuk istiyorsa ve tedavinin etkili sonuç vermesini bekliyorsa, en fazla bu sürenin sonunda artık tüp bebeğe yönlenmeliler.

Yöntem sizin için uygun mu?
Önceleri kadının tüplerinin tıkalı olması sonucunda gebe kalamaması gibi nedenlerle uygulanan tüp bebek yöntemi, daha sonra geliştirilerek kadın ve erkeğe ait birçok kısırlık probleminin çözümünde kullanılmaya başlandı.

Koşullar
Tüp bebek, bazı nedenlerden dolayı doğal yollardan gerçekleşmeyen gebeliklerin kadın ve erkeğin aynı anda tedaviye alınarak tıp yardımıyla ve laboratuvar ortamında gerçekleştirilmesi yöntemidir. Yani tüp bebeğin anne ve babası yine çiftin kendisinden başkası değildir.
Yöntem, erkeğin sperm yapısı bozuk veya sperm sayısı az olduğunda ve kadın ya da erkekte döllenmeyi engelleyen bir durum veya araştırmalar sonucu nedeni bulunamayan kısırlık söz konusu olduğunda uygulanabiliyor. Bir çiftin tüp bebek programına alınması ayrıca bir takım genel ve hukuki koşulları da gerektiriyor. Bunlar;
*Çiftlerin genel sağlık açısından sağlıklı bulunmaları ve kadının gebeliğe engel bir durumunun olmaması.
*Çiftin resmi nikahlı olması.
*Yumurta ve sperm hücresinin çiftlere ait olması.

Tedavi için geç kalmayın
İrenbe Tüp Bebek Merkezi'nden Prof Dr Nurettin Demir tüp bebek uygulamalarının ülkemizde yaygınlaşmasının zaman aldığını belirterek "Hekimler, sağlık çalışanları çiftleri tüp bebek uygulamasına yönlendirmede, çiftler de öğrenmekte ya da ilgi göstermekte geç kalıyorlar. Zamanlamada geç kalındığından çiftlerde yaş ilerlemiş oluyor. Bu süre içinde hem sabırları, hem de paraları azalmış oluyor. Çiftlerin birçoğu bitmiş bir halde geliyor. Suyu bitmiş, kurumuş bir çiçeği yeniden canlandırmakta zorlanıyoruz. Günümüzde tüp bebek merkezlerinin en büyük sıkıntısı bu" diyor.

Yüzde 100 garanti değil!
Uzmanlar kısırlık problemi olan çiftler için umutların daha da güçlenmesine yol açan aşılama, tüp bebek ve mikroenjeksiyon gibi yardımla üreme tekniklerinin büyük oranda başarılı olduğu, ancak yine de yüzde yüz garantisi olmadığı konusunda uyarıyor.
Çiftler yardımla üreme teknikleri kullanarak çocuk sahibi olmak istiyorlarsa, yapılacak ilk iş erkek için sperm sayımı.
Sperm sayısının zayıf olduğu durumlarda hemen yardımcı üreme tekniklerine başvurulabiliyor. Kadınlarla ilgili sorunlar ise daha çok kanalların tıkalı olması ya da yumurtlama problemi şeklinde görülüyor. Tedavide öncelikle bu tür sorunlar düzeltilmeye çalışılıyor. Bu girişimlerin sonuç vermemesi durumunda ise önce "aşılama" tekniği uygulanıyor. Bu teknikte erkekten alınan spermin içinden en iyileri seçilerek kadına tam yumurtlama gününde veriliyor. Aşılama yöntemi ile gebe kalamayanlara ise tüp bebek uygulaması yapılıyor. Klasik tüp bebek uygulamasında kadından yumurta alınıyor ve erkeğin spermi ile aynı tüp içine yerleştirilerek spermin yumurtayı döllemesi bekleniyor. Döllenme gerçekleştikten sonra embriyo rahim içine yerleştiriliyor. Mikroenjeksiyonda ise kadından alınan yumurtanın içine erkekten alınan tek sperm laboratuvar şartlarında enjekte ediliyor.

 

Kaynak: Yeni Asır / 14.Aralık.2004